doğu anadolunun tarihi ve turistik yerleri


Doğu Anadolu, önemli potansiyellere sahip bir bölge.Turizm bunların başında geliyor.Erzincan ve Erzurum kentleri de,turizm yönünden çok zengin olanaklar barındırıyor. Ancak gerçek olan şu ki, bölge ve bu kentler, turizm pazarından doyurucu bir pay alamıyorlar.Bunun insan kaynaklı nedeni ise,yanlış uygulamalar, bilgisizlik ve kuşkusuz doğru kişilere ulaşılamaması… Doğanın değişerek, kendisini savunmaya geçmesi gibi temel bir neden daha var ki, bu da sonuçta bütün çabaları boşa çıkarıyor. Munzur Dağları Erzincan’ın her yerinden ve günün her saatinde görsel bir şölen gibi diziliyor. Bölgedeki sert rüzgârların karlar üzerinde oluşturduğu olağanüstü şekilleri izlemek ise apayrı bir zevk. Ankara’dan Sivas’a doğru her şey gözün alıştığı gibi…Alçak tepeler, volkanik tüf yığınları neredeyse aynı düzeyde nehirler.Bir başka deyişle, Orta Anadolu.Tarlaların dışında göz alabildiğine çorak bir bozkır ve tabii, su boylarında kavak ağaçları. Sivas’ları itibaren coğrafya da değişiyor. Yavaş yavaş dağlar yükselip sivriliyor. İnsanlar,hayvanlar ve tüm coğrafya,bu arada iklim de, daha bir sertleşiyor.Her şey biraz yoksul ve doğanın hükmünde. Erzincan’a gelindiğinde bu açıkça görülüyor. Yepyeni küçük bir kent, oysa binlerce yıllık tarihe sahip. Doğa. kim bilir kaçıncı kez yerle bir etmiş Erzincan’ı. Ama insanlar,olanakları sınırlı da olsa. Büyük bir inatla yapışmışlar kente. Tarım,hayvancılık ve madencilik gibi yoğun bilgi ve emek isteyen dallar ise çok yetersiz. Geriye, herkesin aklına parlak bir fikir gibi gelen turizm kalıyor. Haklı olarak yalnız Erzincan’ı düşünmemek gerekiyor bu konuda.Çünkü, doğudaki tüm bölgelerin en önemli kaynağı sayılabilecek doğal ve tarihsel kaynaklar, turizm açısından önemli olanakları da içinde barındırıyor.Ama gelin görün ki. Çağımızın bacasız sanayi turizm: gerekli bilgi,donanım ve tecrübe bir arada olmayınca büyük bir aldatmacaya dönüşebiliyor.Kuşkusuz bu kavramlara,doğanın, bir bakıma insan tarafından ters yüz edilmesi denilebilecek küresel ısınmayı da eklemek gerekiyor. Erzincan, Doğu Anadolu’da modern turizm anlayışı yönünden kesinlikle atlanmaması gereken bir kent. Çevresindeki doğal yapı,tarih ve doğa sporları yönünden henüz keşfedilmemiş bile… Munzur ve Esence (Keşiş) dağlarının arasında kalan ovada konumlanan kent,kış turizmi açısından büyük olanaklara sahip. Esence Dağlan, üzerindeki3.549 metrelik Keşiş Doruğu ile ilin en yüksek noktasını oluşturuyor.Bu dağların jeomorfolojik açıdan ilginç bir yapısı var. Kuzeye bakan yamaçlarında buzullaşmanın sonucu olan şekillere rastlanırken, dağın Erzincan Ovası’na dönük bölümünde buzullaşma izine rastlanmıyor.Esence Dağlarını inceleyen Prof. Dr. Erdoğan Akkan ve Prof,Dr. Metin Tuncel’e göre, buzullaşmalar,dağın 3.000 metreyi aşan kesimlerinde büyük sirkler (buz yalağı)meydana gelirmiş. Milyonlarca yıl önce. bu sirklerden taşan buzullar,yörede geniş tekne vadiler açmış.Günümüzde, bu tekne vadilerden birisi olan ve içinde Aksu Deresi’nin aktığı vadi, ulaşmak isteyenleri, Yedigöller adındaki ünlü sirke taşıyabiliyor.Yedigöller, etrafında Esence Dağı’nın yüksek zirveleriyle çevresiyle çok sayıda eşsiz güzellikteki göle sahip geniş bir alan. Doğal ve turistik
değeri çok yüksek. Elbette ki.önce korunması koşuluyla…Erzincan denince. Özellikle Esence ve Munzır dağlarının arasından akan Fırat Nehri’ni de hatırlamak gerekiyor.Nehir üzerinde, sundukları rafting,kanoculuk ve tracking olanaklarıyla başlı başına bir doğa ve turizm cenneti sayılması gereken kanyonlar var. Fırat’ın her yörede oluşturduğu kendine özgü doğal ekosistem ve yakınındaki tarihsel birikim ise, henüz araştırmalara pek fazla konu oluşturmamış.Ve meraklıları için. Vazgeçilmez özellikler arasında bulunuyor.Esence Dağları’nın tam karşısından Fırat’ın hemen önünden geçtiği Munzur Dağları ise. 3.449 metrelik yüksekliği ile ikinci sırada yer alıyor.Ancak. Munzurlar görsel açıdan daha etkileyici. Munzur Dağları’nın üstünde de yükseklikleri 3.000 metreyi aşan 10′a yakın zirve var. Yüksekliği3.250 m. olan Ergan Dağı bunlardan biri… Ergan Dağı. kar kalitesi ve bu kar üzerindeki kayma alanının
uzunluğu yönünden dünyanın saydı pistlerinden birisi olmaya aday. Erzincanlılar,Ergan Dağı üzerinde dev boyutlara varan bir kayak tesisi projesi tasarlıyorlar. Ancak tasarı hem astronomik maliyeti, hem de alandaki bilimsel çalışmaların yapılmamış olmasından dolayı başarısız. Örneğin,projenin taslak fizibilite raporu için 250 bin dolar harcanmış. Tesislerin kendisi için de 400 milyon dolarlık maliyet tespit edilmiş. 3.000metrenin üzerinde düşünülen bir tesise çıkarılan bu denli yüksek bir maliyet,turizmi amaçlamaktan çok, hortumlama kültürümüzü hedefliyormuş gibi görünüyor. Çünkü turizm, günümüzde asla ve asla doğanın ortasındaki dev tesislerle yapılmadığı gibi,Erzincan’da turistleri bölgeye getirecek bir turizm firması bile yok Yöreye
gelen turistlerin çoğu, ya Evliya Çelebi misali birkaç gezgin ya da yolunu şaşırmış birkaç yabancı. Nerede kaldı pahalı bir tesiste kayak yapacak zengin turisti Yani, hedef kitle düşünülmemiş. Ayrıca, yöredeki su sorunu çözüm bekliyor ve zemin etüdü gibi bilimsel çalışmalar da henüz gerçekleştirilmemiş.Munzur Dağlarında kayak yapılabilecek eski ve yeni bir tesisin bulunmaması bu” başka yönden olumlu .Çünkü. Munzurun Erzincan’a göre arka kısmı sayılan ve daha çok Tunceli’ye bakan yönünde Munzur Vadisi Milli Parkı var. Bu dununun, önce Erzincanlılar’ın kendi sınırları içinde yapacakları bir kayak tesisini, kısa süre sonra da Tunceliler’in yapmak isteyecekleri diğer tesisleri beraberinde getireceğine hiç kuşku yok.Böylesi bir çabanın ise, hem el değmemiş bu görkemli dağlara, hemde milli park üzerine yoğun bir baskı yapacağı kesin.İşin asıl ilginç tarafı, Erzincan’ın,yaklaşık 40 km. batısında Sakaltutan mevkiinde büyücek bir kayak tesisinin bulunması. Birkaç pisti, golü ve1.050 metrelik bir teleski hattı bulunan tesis, ne yazık ki iki yıldır çalıştırılamıyor.Öncelikle, alanın kar tutma süresinin çok sınırlı olması büyük etken; yani, aralık ayı başında alanda henüz bir kar yağışı gerçekleşmemişti.Tabii bunun en önemli nedeni,ünlü “küresel ısınına” denilen büyük felaket. Diğer önemli etken de, tesisin yine bir hedef kitle belirlenmeden
alelacele yapılıvermiş olması, üstelik tesis karayolunun hemen yanında…Bu konuda. Erzurumlu bir turizmci olan Hakan K. Yılmaz’a gerçekten hak vermek gerekiyor. “Özellikle kayak turizmi söz konusu edildiğinde,otel motel gibi geceleme Tesislerinin dağa değil de kente yapılması gerekiyor.Böylece, turizme kent de doğrudan karılmış oluyor. Dağda ise bar.lokanta gibi günübirlik küçük tesisler bulunuyor. Kayakçılar ya da tüm ziyaretçiler,dağa teleferik hattıyla kentten taşınmalı. Bu hem doğanın korunması,hem de kayak alanının geniş kalması yönünden çok önemli. Ayrıca bu uygulamanın banda birçok örneği var”. Reddedilmek olanaksız bu öneriden çıkartılan ders. turizm yapmak isteyen kentlerde, turizmin sürmesine temel oluşturacak bir turizm kültürünün zorunlu varlığına dolaylı işaret etmesi.Çünkü turizmi başlatıp yaşatacak olan devinim, kent halkının turizm kültürüne ne kadar sahip olduğu sorusunun yanıtında gizli,Erzurum’un hemen 4-5 km. gerisindesinini dayadığı Palandöken Dağları, bu konuda kent için önemli bir olanak. Ama gelin görün ki, dağ giderek arsan sayıda otelle kaplanıyor.3.125 m. yüksekliğindeki Palandöken,kayak sporu açısından çok uygun bir dağ. Telesiyej, teleskive gondol lift gibi. saatte 5.000 kişiyi taşıyabilen çok sayıda havai tellitaşıma hattı bulunuyor. Palandöken Dağı, kayak olanakları yönünden,Erzurum Boğazı, Konaklı ve Gez Yaylası olarak üçe ayrılmış.Her üç bölgede çok sayıda pist bulmak mümkün ve günlük toplam 35bin kişinin kayak yapabilmesine olanak sağlanmış. Tabii otellerdeki yatak sayısı da ona göre… Ulaşım olanaklarıyla karşılaştırıldığında,bütün bu çoklu sayıların karşısında bir çelişki de yaşanmıyor değil. Erzurum’a İstanbul’dan haftada iki uçak kalkıyor ve bu iki uçağın kapasitesi,varsayalım ki 500 olsun, bu rakamla ne oteller, ne pist ne de havai telli
hatlar dolabiliyor.Erzurum, kent içi tarihsel değerler açısından Erzincan’a göre daha avantajlı durumda. Kent. Selçuklu ve Osmanlı mirasının mimari anıtların önemli ölçüde bünyesinde barındırıyor.Ancak, bütün bunlar gerçekte doyurucu bir turizm için yeterli olamıyor. Turizm her peyden önce bir kültür işi. Örneğin, Erzurum’da ve Erzincan’da, bölgeye sürekli ve düzenli turist getirebilen bir organizasyon yok. Yani, yöreye gitmek isteyen kişilerin bavulu kapıp bütün organizasyonu kendilerinin yapması koşuluyla yola çıkmaları gerekiyor,Bu olanaklı, ama gezen kişi biraz rahatını düşünmeye başladığında çok büyük ücretler ödemek zorunda kalıyor. Oysa turizm şirketleri yaptıkları organizasyonlarla, herhangi bir geziyi kişi basma çok ucuza
getirebiliyorlar, Bu durumda, Erzurumlu bir otel sahibinin dediği gibi. kişiler doğuya değil de, Romanya’ya Prag’a gidiyorlar; çünkü daha ucuza geliyor. Bir geziyi, salt turizm ve tatil olayı biçiminde düşünmeyen gezginler de var kuşkusuz. Geceleme ya da yemek yenecek yerlerin birinci sınıf olmasını önemsemeyen serüvenci, sporcu, doğa ve yeni kül türlere
önem veren bu gezgin tipi için. önce Erzincan, sonra da Erzurum bir an önce gidilmesi ve kesinlikle adanmaması gereken yerler.Çünkü, pek de uzak olmayan bir gelecekte, bölgenin ikliminde gözlenen değişiklikler, şimdi var olan her şeyi bozacak gibi…
Erzurum Palandöken ve Erzincan Esence Dağları
serüven tutkunları için yepyeni, zor ve heyecanlı olanaklar sunuyor. Palandöken Dağı Doğu Anadolu’da, kış turizmi ve sporları meraklılarına konaklama, tele-ski sistemleri ve kayak alanlarının uzunluğu yönünden büyük olanaklar sağlıyor.Erzincan, Doğa ve Spor Kayak: Kentin güneyinde bulunan, Munzur Dağları içersindeki Ergan Dağı, özellikle Alp disiplini kayak yapısına sahip olması bakımından önem kazanıyor.Yamaç paraşütü: Erzincan’ı çevreleyen Munzur ve Keşiş dağlan, rüzgâr yönlerine göre, 3.500 metreye varan yüksek atlayışlar için çok uygun bir bölge olarak kabul ediliyor. Uçma tutkunlarının saatlerce havada kalabilecekleri bölgede, tekli ve ikili uçuşları, eğitimli hocalar eşliğinde ayarlamak mümkün.Buz tırmanışı Kent dışındaki Gırlevik Şelalesi, kışın donduğunda, dev buz blokları önemli bir parkur sayılıyor.Rafting: Son yılların alternatif doğa sporu sayılan rafting, Fırat Nehri’nde her mevsim yeterli, ama nisan mayıs aylarında Avrupa’nın en zor parkurlarından birinde yapılıyor.Treking: Erzincan’daki Dağcılık Demeği tarafından özellikle Aygır Gölü civarında düzenlenen bu doğa sporu, gelişime açık bir dal olarak ilgi çekiyor.Kano: Türkiye’nin önemli akarsularından biri olan Fıratın kanyonlarının yanı sıra, nehrin Karasu kolu üzerinde de kano sporuna çok uygun parkurlar bulunuyor.
Munzur Dağları
Bölgenin en önemli engebesinin kuzeyde, Kretase ve kırmızımsı Eosen kalkerlerinden meydana gelmiş Munzur Dağları oluşturur.Bunlar, uzun ve devamlı sıradağlardır.Kemaliye karşısında, Karasu Vadisi üstünden birdenbire başlar.Mercan Dağları’na kadar. 100km’den fazla bir mesafede uzanır.Ancak, eni bakımından çok dar bir sıradağdır; Ovacık ile Kemah arasındaki genişliği 30 km’yi geçmez.Munzurlar, Orta Anadolu’daki Sultan Dağları gibi, ama daha geniş ölçüde devamlı, düzgün bir sıradağ sistemini oluştururlar. Asıl sırt,baştanbaşa çok yüksek bir kabartı halinde uzanır ve hiçbir yerde2.500 m’den aşağı düşmez. Üstü,genellikle yuvarlak sırtlı ve buzul aşındırması şekilleri ve golleriyle doludur. Bu çok yüksek kabartı rölyef üzerinde, batıdan doğuya arka arkaya ve birbirine ekli biçimde,3.000 metrenin üzerinde zirveler bulunur. Bunların kimileri şöyle sıralanır:Ziyarettepe 3.071 m., Göl Tepesi 3.331 m., Horamın Tepesi 3.239 m., Kuş Tepesi 3.050 m.,
Akbaba Tepesi 3.462 m., Hel Dağı; 3.345 m., Bağırpaşa Dağı 3.292 m.,i Serçelik Dağı 3.292 m.Güneye ve kuzeye karşı, adeta bir duvar gibi yükselen bu düzgün sıradağın bol yağış aldığına şüphe yoktur, ilkbahar ve sonbaharda bunun üzerini sık sık bulut örttüğü gibi,
kaçamak şeklinde de olsa, buralara yazın da yağmur düşer. Halbuki,kışın yağan kar pek boldur ve bu durumlarda derelerin içi bile savrulan karlarla dolar. Munzur Dağları çıplaktır ve uzaktan II. Zaman kalkerleri açık mor renkte, Zerenik tarafından da bazı yerleri kırmızı renkte gözükür. Yörede bir miktar meşeyi, vadi diplerinde, en çok Kemaliye Boğazı’na bakan batı yönün deve bir miktar da güney yüzünde görmek mümkündür. Yalnız bir yerde.Munzur Suyu kaynağına yakın Akyayıkta (Solhasan), kesilmekten nasılsa kurtulmuş 50 hektar kadar çam ormanı vardır. Esence Dağında tekne vadiler Aksu yayla, Yedigöller ve Soğanlı sirklerinden taşan buzul dillerinin oluşturduğu tekne vadiler, yörenin morfolojik görünümünde etkindir.Bunlardan Aksu yayla oluğu,kuzeye doğru pek büktüm yapmadan uzanır ve 5,5 km. kadardır.Yedigöller sirkinden taşan buzulun oluşturduğu vadi ise, önce kuzeydoğuya doğru uzanmakta, sonra kuzeye doğru yönelmektedir.Yaklaşık 8 km’yi bulan uzunluğu ite yörenin en belirgin tekne vadisi durumundadır. Tekne vadi, bağlantılı olduğu Yedigöller sirkinden çok belirgin bir eşikle ayrılmaktadır. Bu eşik, daha önce de belirtildiği gibi,Kurban Gölünün oluşumunu sağlamış ve bu gölün ayağı tarafından aşılmıştır. Eşiğin vadiye dönük kesimi çok diktir ve buzul tarafından cilalanmış ve çizilmiş bir yüzey halindedir.Buzulun buradan adeta bir buz şelalesi gibi döküldüğü anlaşılmaktadır,Buzulun tekne içersinde oluşturduğu çizik sınırı yer yer izlenebilmektedir.Soğanlı tekne vadisi ise, önce başlangıç yaptığı sirkin de yöneldiği gibi, doğuya doğru uzanmakta.sonra da kuzeye dönmektedir.

Tags: , , , , , , , , , , ,



5 Yorum to “doğu anadolunun tarihi ve turistik yerleri”

  1. iyi insan Says:

    YA BİZ SENDEN ANADOLUNUN HER TARAFINI İSTİYOZ AMA YHAA BU NE ŞİMDİ :P YANEEEE

  2. ece Says:

    bana çok yardımcı oldu sağolun……………

  3. ayhan Says:

    ne kadar uzun be:)

  4. isimsiz Says:

    ya bune sanki kitab yazcaz ve doğu anadolu deil tüm bölgeleri istioz bu ne yaaaa hiç yardımcı olmadı
    zamnımızı çaldı yaaa

  5. deryag Says:

    baya bir şeyler var ama ben im istediğim turislik yerleri ama burada ise anadolunun güzeliklerini anlatıyor :(

Yorum Yaz