erzurumun tarihi turistik yerleri | Tatil Yerleri

erzurumun tarihi turistik yerleri

erzurum-kalesi

Erzurum ve çevresi doğal konumu nedeniyle köprü başı durumundadır. Bu yüzden çok eskiden beri yerleşim ve kültür merkezi olmuştur. Karaz, Pulur, Tufanç, Sivişli, Sos ve Tepecik höyükleri eski çağ tarihine ışık tutmaktadır. Yörede yapılan yüzey araştırmalarında Erken Paleolotik (Eskitaş) Dönem’den gereçler bulunmuştur. Dumlu ve Pasinler’de 10 5000′lere inen buluntular vardır.

Erzurum’un 16 km kuzeybatısında, Ilıca’nın 5 km kuzeyinde bulunan Karaz, yörenin en önemli höyüklerindendir. 1942-1944 ve 1959′da H.Z. Koşay başkanlığında gerçekleştirilen kazılarda Osmanlı, Selçuklu ve Bizans katlarının altında Son Kalkolitik (Bakırtaş) Dönem’e değin inen bir yerleşme ortaya çıkarılmıştır. Bu yerleşmenin Tunç Çağı’ndan IX. yy’a değin yaşayan Arze (Azze) Kenti olduğu sanılmaktadır. Evler dikdörtgen planlı, taş temelli, kerpiç duvarlıdır. Her katta pek çok obsidyene rastlanmıştır. Tunç Çağı katlarında çok sayıda metal gereçler bulunmuştur. Karaz seramiğinin bir bölümü al-kara renkli, geniş şerit kabartmalı, olukludur. Bunlar yuvarlak karınlı, dar ve yuvarlak diplidir. Bir bölümünün de boyunları yüksek, karınları dirsekli, ağızları dışa taşkındır. İÖ 3000′lere inen Karaz seramiği, sanat değeri ve biçim zenginliğiyle gelişmiş bir kültürü belgelemektedir. Yapılan araştırmalarla, Karaz kültürünün Azerbaycan ve Güney Kafkasya’yla ilişkili olduğu, Kuzeydoğu Anadolu ve Anti-Toros eteklerine dek yayıldığı belirlenmiştir.

Ilıca Bucağı’na bağlı Pulur Köyü’nde H.Z. Koşay ve Macar Arkeolog H. Vary’nin yaptığı kazılarda İÖ 4000′e, Bakırtaş Dönemi’ne inen bir yerleşme ortaya çıkarılmıştır. Burada 4 yapı katıyla ilgili temel, duvar kalıntıları ve ocaklar bulunmuştur. I. mimari kat yangın katıdır. Kerpiçten duvar kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca tağar (toprak mangal), küpçükler, kutsal yağ kapları bulunmuştur. Bunların yanı sıra Karaz seramiği türünde, al-kara renkli, üstü kabartmalı ya da oluklu, kafes, zikzak, çizgi bezekli çanak-çömleğe rastlanmıştır. Pulur’ da, I. yapı katından başlayarak çok sayıda obsidyen ve kemikten gereçler bulunmuştur. Bu evre Son Bakırtaş Dönemi’ne tarhilendirilmektedir.

2.mimari katın çamur harçlı duvarları ayaktadır. Ayrıca çok sayıda çanak-çömlek, pişmiş topraktan insan heykelciği ve bir tanrıça idolü bulunmuştur. 3. mimari katta taş temeller ve ocaklar, pişmiş topraktan bir tanrı idolü, bir kuş heykelciği ortaya çıkarılmıştır. 4. mimari kat ve sonrası Bakırtaş Dönemi’nin en eski yerleşmesidir. Bu yerleşmenin İÖ 4000′e değin indiği sanılmaktadır. Bu dönemden duvar temelleri, ocaklar ve cilalı taş baltalar bulunmuştur.

Bu yapı katlarında, Karaz türünde geometrik kabartmalı ya da oluklu, al ya da kara astarlı seramiğe çokça rastlanmıştır. 3. yapı katından sonra Orta Anadolu’da Alacahöyük IV, Büyük Güllücek seramikleri türünde çanak-çömlek görülmüştür. Karaz türü çanak-çömlek üretim merkezlerinden biri de İspir’dir. Yörede çanak-çömlek yapımında, günümüzde de Bakırtaş Dönemi’nin yapım geleneğinin sürdüğü görülmektedir. Pulur buluntuları, İÖ 4000-3000′ deki uygarlığın gelişmişliğini göstermesi yönünden ilginçtir.

Tarih öncesi yerleşmelerden biri de Erzurum’un 15 km kuzeydoğusunda Dumlu Bucağı’na bağlı Güzelova Köyü’ndedir. 1961′de H.Z. Koşay ve H.Vary’nin yaptığı kazılarda 75 m uzunlukta, 50 m genişlikte, 3 m yükseklikte bir yerleşme alanı saptanmıştır. Bu Yenitaş Dönemi yerleşmenin üstünde, geç dönemlerden sikkeler (Bizans) bulunmuştur. Alt katlarda mimari kalıntıların yanı sıra İÖ 2600′e tarihlenen bir iskelet, hayvan yemlikleri, küp mezar ve ocak sunaklar ortaya çıkarılmıştır. İÖ 3000′e tarihlenen katta tek renkli, el yapısı çanak-çömlek, taş ve kemikten gereçler, balta, mızrak ucu, halka gibi metal parçalar bulunmuştur. Değişik biçim ve boyutlardaki çanak-çömlekler arasında hayvan başı biçimli kulplar, kuş başı heykelcikler, öküz başı biçimli ritonlar (içki kabı) ilginç yapıtlardır.

1965′te H.Z.Koşay başkanlığında Erzurum’un Dumlu Bucağı’na bağlı Kanber ve Gülpınar (Hadelemek) köyleri arasında İkiz Tepeler’de yapılan kazılarda beş tümülüsten üçü açılmıştır. Birbirine koridorla bağlı kesme taştan, tonoz örtülü iki mezar; bunların içinde de çift ve tek kulplu, bezekli vazolar, demirden mızrak uçları, gümüşten İskender sikkesi bulunmuştur. Bir başka mezardaysa altın, gümüş ve akikten takılar ve bir gümüş sikke ortaya çıkarılmıştır. Bu buluntuların Helenistik Dönem’den (İÖ 300-İÖ 100) olduğu sanılmaktadır. Erzurum’un 18 km kuzeyinde Umudum Köyü’ nün 3 km batısında Umudum Tepe’de (Kalortepe) Urartu Kalesi’nin surları görülmektedir. Urartu kayıtlarında Umudum Tepe’nin yer aldığı Erzurum Ovası “Diauehi” adıyla geçmektedir. Burada, kayalara oyulmuş değişik ölçü ve biçimlerdeki niş ve duvar kalıntılarından oluşan bölümün kutsal alan olduğu sanılmaktadır. Ayrıca kale içinde yapı kalıntıları vardır. Taş blokların büyüklüğünden, bu kalıntıların, ovaya tümüyle egemen, görkemli bir yapıyla ilgili olduğu anlaşılmaktadır.

Kalenin bulunduğu kayalığın güney yüzündeki çok iyi taş işçiliği gösteren kaya mezarı ön oda ve mezar odası bölümlerinden oluşmaktadır. Burası, tekniği ve yapım yöntemiyle Van Kalesi kaya mezarlarını andırmaktadır. Yöneticiler ve soylu kişiler için yapılan bu tür anıtsal kaya mezarlarından Umudum Tepe’nin önemli bir yerleşme yeri olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Delibaba ve Hasankale (Pasinler) arasındaki Yazılıtaş ve Horasan’ın 20 km kuzeyinde Zivin’de bulunan yazıtlar, Urartu Dönemi’nin önemli kalıntılarıdır.

MERKEZ İLÇE: V. yy’da Theodosiopolis adıyla kurulan Erzurum, Saltuklu Dönemi’ nde başkent olmuştur. Kent, Saltuklu, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlılar Dönemi’nde çok sayıda yapıyla süslenmiştir. Ancak deprem ve savaşlar yüzünden bunların çoğu günümüze ulaşmamıştır.

ERZURUM KALESİ : V. yy’da Doğu Roma İmparatoru Theodosius kente egemen bir tepeye yaptırmıştır. Kale Emevi, Abbasi, Saltuklu, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlılar döneminde onarılmıştır. Kaynaklarda kalenin üç surla çevrili olduğu, 110 burç ve kulesi bulunduğu bildirilmektedir. Dış ve orta surlar yıkılmıştır. Surların Tebriz Kapısı, Gürcü Kapısı (Kars Kapısı), Erzincan Kapısı ve Yeni Kapı (Harput Kapısı) adlarıyla bilinen dört girişi bulunmaktaydı. Dışkale, tümüyle yıkılmıştır. İçkale, doğu yanı çarpık dikdörtgen biçimindedir. Kuzey, doğu ve güneydoğu köşeleri kulelerle desteklenmiştir. Duvarlar yeşilimsi kalker (sivişli) taşındandır. Yazıtında II. Mahmud’un yaptırdığı bildirilen ana giriş, yuvarlak kemerli, sivri tonozludur. Avluda tuğla tonozlu bir hamam ve sundurma bulunmaktadır. Çevresinde toprak damlı odalar, koğuş ve depolar vardır.

KALE MESCİDİ: İçkale’nin güneyinde yarım silindirik burca dayalı olup, kalenin en eski yapısıdır. 1154′te Saltuklular Dönemi’nde İzzeddin Saltuk yaptırmıştır. Dıştan, kaleye egemen kümbet biçimiyle değişik bir mimarisi vardır. Küçük kare mekân içten pandantiflere oturan, beş dizi mukarnaslı bir kubbeyle, dıştan silindirik gövde üstünde konik bir külahla örtülüdür. Ana mekân iki neflidir. Mukarnaslı niş biçimindeki mihrap geometrik zencirek kabartmalarla çevrelenmiştir.

TEPSİ MİNARE (SAAT KULESİ) : İçkale’nin güneybatısında, Kale Mescidi’nin yanındadır. Saltuklu Dönemi’nin önemli tuğla yapılarındandır. Basık, kalın gövdesi, kufi yazıtı ve tuğla yapımıyla XII. yy ortalarına tarihlendirilmektedir. Gözetleme kulesi ve yanındaki mescide minare olarak yapılmıştır. Kaide sur düzeyine dek kesme taştandır. Gövde ak ve al taşlardan sonra tuğladan örülmüş silindirik bir kule biçimindedir. Gövdeyi üstten bir dizelik küfı yazıt çevrelemektedir. Yazıtta “Şems ül-Mulûk ve Ümera” ile, İnanç Beygu (Yabgu) Alp Tuğrulbek Ebul Muzaffer Gazi bin Ebul Kasim’ın adı bulunmaktadır. Yazıttan sonra tuğlalar süs öğesi olarak kullanılmış, baklavalar oluşturacak biçimde dizilmiştir. XIX. yy ortalarında yapıya Barok üslupta bir galeri ve saat eklenmiştir.

ULU CAMİ : Cumhuriyet Caddesi’ndedir. 1179′da Ebul Fetih Muhammed yaptırmıştır. Onarımlarla özgün biçimini yitirmiştir. 1639, 1826, 1858, 1860 tarihli onarım yazıtları vardır. İlk yapı avlusuz, dikdörtgen planlı, mihrap duvarına dikey yedi neften oluşmaktaydı. Mihrap önü hafif sivri kemerlere oturan pandantifli büyük bir kubbeyle örtülüydü. Günümüzde bunun yerini ahşap bir kubbe almıştır. Caminin orta eksenindeki piramit biçimi 6 dizi mukarnas dolgulu tonoz, yapının en gösterişli bölümüdür. İlk yapıdan günümüze ulaşan mihrap, mukarnas dolgulu yalın bir niş biçimindedir, kabartma geometrik örgü motifleriyle çevrilidir. 1640′da Erzurum’a gelen Evliya Çelebi, toprak damlı caminin içinde 200 çam direk bulunduğunu bildirmektedir. Ancak, anlatımın oldukça abartılı olduğu sanılmaktadır. Günümüzde yapı 16′sı duvarlara bitişik 40 payetidir. Doğu ve kuzeyinde ayrı üslup ve yapıda üç kapısı vardır. Dıştan toprak damla örtülüdür. Tuğladan minaresi sağdadır.

LALA PAŞA CAMİSİ : Cumhuriyet Caddesi’nde, Yakutiye Medresesi’nin doğusundadır. Yazıtında 1562′de Lala Mustafa Paşa’nın yaptırdığı bildirilmektedir. Merkezi planlı camiler türünden, kare planlı, düzgün kesme taştan bir yapıdır. Ortada 4 fil ayağına oturan büyük kubbe, yanlarda dört küçük kubbeyle desteklenmektedir. Son cemaat yeri, sivri kemerle bağlanmış 6 yuvarlak sütuna oturan beş kubbeyle örtülüdür. Mihrap mukarnaslı ve yazıtlıdır. Bodur minaresi değişik renkte kesme taştandır. Avlusunda sekiz köşeli, her köşede ikişer ahşap sütunun taşıdığı konik çatıyla örtülü şadırvanı vardır. Ortada yine sekiz köşeli çeşme bulunmaktadır. Ahşap sütunlar Türk oymacılık sanatının güzel örneklerindendir. İç süslemesi, renk ve niteliğiyle ünlü cinileriyle, klasik Osmanlı mimarisinin önemli yapılarındandır. Yazılı kaynaklara göre Mimar Sinan’ın ya da onun kalfalarından birinin yapıtıdır.

MURAT PAŞA CAMİSİ: Murat Paşa Mahallesi’nde, Erzincan Kapısı yakınındadır. 1573/1574′de II. Selim döneminde Erzurum Beylerbeyi Kuyucu Murad Paşa yaptırmıştır. Kare mekânlı, tek kubbeli yapılar türündendir. Ana mekân, köşelerde tromplara oturan mukarnaslı büyük bir kubbevle örtülüdür. Dikdörtgen niş biçimindeki taştan mihrap mukarnas süslemelidir. Son cemaat yerini örten beş kubbe, mukarnas başlıklı 6 sütuna oturmaktadır. Ahşap minber ve kapıları Osmanlı ağaç işçiliğinin güzel örneklerindendir. Kubbe, tromp ve kemerler, daha geç dönemde, alçı üzerirıe yağlıboya çiçek, yaprak ve benzeri motiflerle bezenmiştir.

GÜRCÜ KAPISI (ALİ AGA) CAMİSİ: Gürcü Kapısı Mahallesi’ndedir. XVII. yy başında Yeniçeri Başı Zahreci Ali Ağa’nın yaptırdığı sanılmaktadır. 1859 tarihli onarım yazıtı vardır. Kare planlı, tek kubbeli, düzgün kesme taştan bir yapıdır. Son cemaat yeri içten 4 sütuna oturan üç kubbeyle örtülüdür. Bu kubbeler, dıştan çinko kaplı tek bir konik çatıyla gizlenmiştir. Ana kubbe, köşelerde tromplara oturmaktadır. Yapı kubbe kasnağında bulunan 4 ana mekânda altta 6, üstte 4 pencereyle aydınlanmaktadır.

BOYAHANE CAMİSİ: Boyahane, Mahallesi’nde, Boyahane Hamamı’na bitişiktir. Kare planlı, tek kubbeli küçük bir yapıdır. Yazıtında, 1620/1621 ‘de İlyas Ağa’nın yaptırdığı bildirilmektedir. Ana mekânı örten tuğla kubbe sekizgen kasnağa oturmaktadır. Kısa ve kalın gövdeli minare tuğla örgülüdür. Kubbe eteğindeki bir dizi mukarnas süsleme dışında yalın bir yapıdır.

CAFERİYE CAMİSİ: Caferiye Mahallesi’ndedir. Yazıtında 1645′te Ebubekir oğlu Hacı Cafer’in yaptırdığı bildirilmektedir. Kare planlı, tek kubbeli Osmanlı camileri planındadır. Sekiz köşeli kasnağa oturan kubbesi kurşun kaplıdır. Minare ve köşe duvarları düzgün kesme taştandır. Son cemaat yeri mukarnas başlıklı 4 yuvarlak sütuna oturan 3 küçük kubbeyle örtülüdür. Kubbe eteğindeki ahşap kandillik Türk oymacılık sanatının güzel örneklerindendir.

KURŞUNLU (FEYZİYE) CAMİSİ: Feyzullah Mahallesi’ndedir. Yazıtında 1700/1701′de Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin yaptırdığı belirtilmektedir. Düzgün kesme taştan, kare planlı, tek kubbeli yapılardandır. Büyük ve derin kubbe sekizgen kasnağa oturmaktadır. Son cemaat yeri dört taş sütuna oturan üç küçük kubbeyle örtülüdür. Mukarnas süslemeli mihrap taştandır. Minberi ahşaptır. Kubbe kasnağında 8 aydınlık penceresi vardır. Yalın görünüşlü yapının solunda 12 odalı medresesi bulunmaktadır. Düzgün kesme taştan minare al taştan 8 dizi bilezikle süslüdür.

PERVİZOGLU CAMİSİ: Caferiye Mahallesi’ndedir. Üç kubbeli son cemaat yeri ve tek kubbeli ana mekânıyla, geleneksel Erzurum camileri planındadır. 1716′da Pervizoğlu Hacı Mehmed yaptırmıştır. Minare şerefeye dek taştan, üstü tuğladandır. Mihrap taştan, minber ahşaptandır. Geçmişte, üç yanında medrese odaları olduğu bilinmektedir.

DERVİŞ AĞA CAMİSİ : Derviş Ağa Mahallesi’nde, Taş Mağaralar Caddesi’nin ucundadır. 1717′de Derviş Ağa yaptırmış, 1845′te Müştak Efendi onanmıştır. Kare mekânlı, tek kubbeli yapılar grubundandır. Son cemaat yeri mukarnas başlıklı dört taş sütuna oturan üç küçük kubbeyle örtülüdür. Mukarnas süslemeli mihrap taştan, minber ahşaptandır. Minarenin kaidesi taştan, gövdesi balıksırtı düzeninde tuğladandır. Avlusunda Hacı Derviş İbrahim Ağa’nın türbesi vardır. Türbe, dört taş sütuna dayanan ince görünüşlü kubbeyle örtülüdür. Sütunlar kemerlerle bağlanmakta, yanlar açık kalmaktadır.

GÜMRÜK CAMİSİ: Kongre Meydanından Mahalle Başı’na giden yoldadır. Yazıtından 1717′de Hacı Bektaşoğlu Derviş Hacı İbrahim’in yaptırdığı anlaşılmaktadır. Kare mekânlı, tek kubbeli yapılardandır. Son cemaat yeri, 4 taş sütuna dayanan üç küçük kubbeyle örtülüdür. Mukarnas süslemeli mihrap taştandır. Minberi ahşaptır. Minaresi yıkıktır.

BAKIRCI CAMİSİ: Bakırcı Mahallesi’nde Pelit Meydanı’na inen yoldadır. 1720/1721′de Mustafa Ağa yaptırmıştır. Üç kubbeli son cemaat yeri ve tek kubbeli ana mekânıyla geleneksel Erzurum camileri planındadır. Minare al kamber taşından olup şerefe altı, mukarnas süslemelidir.

NARMANLI CAMİSİ: Narmanh Mahallesi’ndedir. Yazıtından, 1738′de, I. Sultan Mahmud döneminde Narmanh Yusuf Efendi’nin yaptırdığı anlaşılmaktadır. Son cemaat yeri, 6 yuvarlak taş sütuna oturan 5 kubbeyle örtülüdür. Orta kubbe yanlardakinden daha büyüktür. Kare planlı ana mekân köşelerde tromplara oturan kubbeyle örtülüdür. Kubbe eteğinde 4 aydınlık penceresi vardır.

İBRAHİM PAŞA CAMİSİ: İbrahim Paşa Mahallesi’nde, Hükümet Konağı’nın güneyindedir. 10 dizelik mermer yazıtında 1748′de Vali İbrahim Paşa’nın yaptırdığı kayıtlıdır. XVIII. yy Osmanlı camilerinin güzel örneklerindendir. Ak, düzgün kesme taştan, tek kubbeli bir yapıdır. Son cemaat yeri yuvarlak kemerlerle bağlanan 4 sütuna oturan 3 tuğla kubbeyle örtülüdür. Bunlar dıştan üçünü de içine alacak biçimde konik bir çatıyla gizlenmiştir, iri kesme taştan, ince yapılı minare camiyle uyum içindedir. Mukarnas süslemeli mihrabın içinde mermer yazıtı vardır.

ŞEYHLER CAMİSİ : Şeyhler Mahallesi’ndedir. Vakıf kayıtlarına göre yapı 1737-1766′da, minaresiyse 1771′de yapılmıştır. Tümüyle kesme taştan kare planlı, derin tek kubbeli bir yapıdır. Ana kubbe dıştan sekizgen kasnağa, içten köşe tromplarına oturmaktadır. Son cemaat yeri kanber taşından dört sütuna dayanan üç küçük kubbeyle örtülüdür. Bunlar dıştan konik bir çatıyla gizlenmiştir. Taştan mihrap mukarnas dolguludur; yanlarda gömme sütuncuklarla bezenmiştir. Benzer sütuncuklar kapının yanlarında da görülmektedir.

CENNETZADE CAMİSİ: Aşağı Yoncalık Mahallesi’ndedir. 1785/1786′da Erzurumlu İsmail Efendi yaptırmıştır. Kare mekânlı, tek kubbeli yapılar grubundandır. Ana mekân, yöre halkının “dondurma” diye adlandırdıkları sağır ve büyük bir kubbeyle örtülüdür. Bu kubbe dıştan iki katlı kasnağa oturmakta, hafif konik bir görünüş almaktadır. Son cemaat yeri dört taş sütuna oturan üç tuğla kubbeyle örtülüdür.

ESAT PAŞA CAMİSİ: Erzurum Kalesi’yle Saat Kulesi’nin batısına, kente egemen bir alana yapılmıştır. Şair Cazim’in dizeleri olan yazıtında, 1852′de Zarif Mustafa Paşa’nın onarttığı bildirilmektedir. Son cemaat yeri 6 ağaç sütuna oturan damla, ana mekân çatıyla örtülüdür. Düzgün al taştan yapıyı, ak taştan ince bir minare süslemektedir.

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE (HATUNİYE MEDRESESİ): Tebriz Kapısı yakınında, Ulu Cami’nin yanındadır. Mimarisi, planı, süslemesiyle Anadolu’nun en büyük (35×48 m), en önemli baş yapıt larındandır. Yazıtı ve vakfiyesi yoktur. Bu nedenle yapım tarihiyle ilgili çok değişik görüşler vardır. Ancak üslup ve mimarisiyle XIII. yy’ın son çeyreğine tarihlendirilmektedir. Açık avlulu medreseler planında, dört eyvanlı, iki katlı, kesme taştan, görkemli bir yapıdır. İç bölümün anıtsal yapısı ön yüze de yansımıştır. Buradaki tümüyle bitkisel süslemeli taçkapı ve çeşmesiyle Sivas Gök Medrese’yi andırmaktadır. Taçkapıyı süsleyen büyük damarlı palmiyeler ejder başı biçiminde sonuçlanmış, üstüne çift başlı kartal arması işlenmiştir. Taçkapının köşelerinde, şerefelerine dek yıkılmış, iki yivli minare yükselmektedir. Minarelerde sırlı tuğla ve çini kullanılmıştır. Girişten beşik tonozlu eyvana, oradan da avluya geçilmektedir. İnce uzun avlunun üç yanı iki katlı eyvanlar ve arkasında medrese odalarıyla çevrilidir. Yapının ikinci katı, dört bağımsız grup biçiminde düzenlenmiştir. Birinci kata inmeden bir bölümden öbürüne geçilememektedir. Tüm hücreler dikdörtgen planlı, beşik tonoz örtülüdür. Alt kat kemerlerinin dış yüzleri, oda kapıları, doğu ve batı eyvanlarının pencereleri değişik motiflerle bezenmiştir.

Medresenin güney eyvanında iki katlı, silindirik yapılı, konik çatıyla örtülü türbe yer almaktadır. Kümbetin mimarisi, süslemesi ve yapım gerecinin ana yapıdan ayrı olması, daha geç bir tarihte yapıldığını göstermektedir.

YAKUTİYE MEDRESESİ: Cumhuriyet Caddesi’ndedir. Taçkapının üstündeki yazıtta, 1310/131l’de Olcayto Hüdabende ve Bulgan Hatun’un yardımlarıyla, Hoca Cemaleddin Yakut’un yaptırdığı bildirilmektedir. Dört eyvanlı kapalı avlulu medreseler grubunun ilginç örneklerindendir. Özellikle ön yüzüyle göze çarpmaktadır. Ortada boş kalmayacak biçimde bezenmiş taçkapı ve iki köşede minareler yer almaktadır. Sağdaki minare dışa taşkın biçimi, sırlı tuğladan geometrik geçmeli süslemeleri ve çinileriyle ünlüdür. Yapıda Çifte Minareli Medrese’nin etkileri belirgindir. Ancak burada palmiye motifinin üstüne çift başlı kartal yerine, başı sağa ya da sola dönük kartal işlenmiş, altına bakışık olarak aslan kabartmaları yerleştirilmiştir.

Ana kapıdan beşik tonozlu eyvana, oradan da orta mekâna geçilmektedir. Burası dört kalın ayağa oturan, mukarnas süslemeli aynalı tonozla örtülüdür. Çevresindeki revaklar da beşik tonozlarla örtülüdür. Mukarnas süslemeli orta mekânın yapımında Erzurum Ulu Cami’den esinlenilmiştir. “Yakutiye Medresesi kubbe ya da tonozla örtülü kapalı medreseler içinde ayakta kalabilmiş tek örnektir”.

AHMEDİYE MEDRESESİ: Murat Paşa Camisi’nin yanında, yer yer yıkık durumdadır. Nesih yazıtından 1314-1324′te Ahmed bin Ali bin Yusufun dar ül-hadis olarak yaptırdığı anlaşılmaktadır. Günümüze ulaşabilmiş kapalı avlulu medreselerin önemli örneklerindendir. Süslemesiz, yalın bir yapıdır. Göze çarpan tek süsleme mukarnaslı mihrap nişleridir. Ayrıca, giriş eyvanının solundaki pencere dışında tek açıklık, orta mekânı örten aynalı tonozdadır. Orta mekânın çevresinde yer alan odalar düzenli bir dağılış göstermektedir. Avlunun doğu ve batısında ikişer beşik tonozlu oda bulunmaktadır. Ayrıca giriş ve ana eyvanın yanlarında beşik tonozlu odalar vardır. Ana eyvanda mihrap bulunması, buranın mescit olarak da kullanıldığını göstermektedir. Bu küçük medresenin girişinde ayrıca bir mescit ve süslü bir minare bulunması ilginçtir. Kaidesi al taştan, gövdesi tuğladandır. Şerefeden yukarısı çinili minare yıkılmıştır.

KURŞUNLU MEDRESESİ: Kurşunlu Camisi’nin yanındadır. 1700′de camiyle birlikte Feyzullah Efendi yaptırmıştır. Bir avlu çevresinde yer alan dershanelerden oluşan klasik Osmanlı medreseleri planındadır. 13 öğrenci odası vardır.

PERVİZOĞLU MEDRESESİ: Pervizoğlu Camisi’nin doğusunda, yapıya bitişiktir. 1716′da yapılan medresenin 3 dershanesi sağlamdır. Kuzey-güney doğrultusunda yapılmış olan öbür hücreler yıkıktır.

ŞEYHLER MEDRESESİ: Şeyhler Mahallesi’ndedir. Yazıtında 1760′ta Şeyh Mustafa Efendi’nin yaptırdığı bildirilmektedir. Dörtgen bir avlu çevresinde yer alan odalardan oluşan, tek katlı bir yapıdır.

EMİR SALTUK (MELİK GAZI) KÜMBETİ: Sultan Melik Mahallesi’nde, Çifte Minareli Medrese’nin güneyinde bulunan Üç Kürabetler’in en büyüğüdür. XII. yy sonunda yapılmış, Anadolu’nun en eski kümbetlerindendir. iki renkli kesme taştan anıtsal yapısı ve sağlam mimarisiyle göze çarpar. Üçgen alınlıkla sonuçlanan sekizgen gövdesi ve silindirik tamburuyla, iki katlı görünüşü vardır. Kubbeyi andıran basık, konik bir külahla örtülüdür. Bu planıyla öbür Anadolu kümbetlerinden ayrılır. Üçgen alınlıklarda ve yuvarlak kemerli kasnak nişlerinde Türk-Çin takvim hayvanlarından oluşan kabartmalar vardır. Nişlerden birinde boğa boynuzlan arasında insan başı (ay simgesi) bulunması ilginçtir.

Süsleme ve yapım tekniği açısından aynı özellikleri göstermekle birlikte öbür iki kümbetin XIV. yy’da yapıldığı sanılmaktadır.

KARANLIK KÜMBET: Derviş Ağa Mahallesi’ndedir. 1308′de Sadreddin Türkbağ yaptırmıştır. Ak küfeki taşından üç dizelik yazıtı vardır. Kaide kare planlı, gövde 8 köşelidir. Üstü konik külahla örtülüdür. Tüm yüzler yalancı sivri kemer ve kabartmalarla süslüdür. Yapı ince sivişli (mat ve açık yeşil kalker) taşındandır.

GÜMÜŞLÜ KÜMBET: Kentin doğu-sundadır. Erzurum’un öbür kümbetlerine benzemektedir. XIV. yy başında yapıldığı sanılmaktadır. Kare kaideli, sekizgen gövdelidir. Gövde yalancı sivri kemerlerle bağlanan ikişer yarım sütunçelerle bölünmektedir. Kemerlerin üstünde ak kalkerden zikzaklı bir şerit gövdeyi çevrelemektedir. Üstü kesme taştan konik bir çatıyla örtülüdür.

CİMCİME SULTAN KÜMBETİ : Cumhuriyet Caddesi’nde, Ulu Cami’nin kuzeyindedir. Öbür kümbetler gibiXIV. yy başında yapıldığı sanılmaktadır. Sivişli taşından yapı silindirik gövdeli, konik külahlıdır. Gövde,sütunçeleribağlayan yuvarlak kemerlerle bölünmüştür. Çıkıntılı saçağı ve onun altındaki mermerden kabartma bozulmuştur.

RABİA HATUN KÜMBETİ : Hasan Basri Mahallesi’ndedir. XIV. yy’ın başında yapıldığı sanılmaktadır. Oldukça yıkıktır. Kare kaideyle gövdenin birleştiği yerde, yapıyı dolanan bitkisel süsleme, Kayseri’deki Döner Kümbet’i anımsatmaktadır. Kentteki öbür kümbetler gibi konik çatıyla örtülü olduğu sanılmaktadır.

ALİ BABA TÜRBESİ: Narmanlı Mahallesi’ndedir. XIV. yy başında yapılmıştır. Çok yıkıktır. Sekizgen planlı, kubbeli bir yapı olduğu anlaşılmaktadır.

MEHDİ ABBAS (EMlR ŞEYH) KÜMBETİ : Sultan Melik Mahallesi’nde, Emir Şeyh Camisi’nin güneyindedir. XIV.-XVI. yy’da yapıldığı sanılmaktadır. 1973′te onarılmıştır. Dıştan 16, içten 8 köşeli planlıdır. Yuvarlak kemerli mihrabı vardır. Duvarlar sivişli taşındandır.

ANE HATUN TÜRBESİ : Murad Paşa Camisi’nin batısında, mezarlık içindedir. 1649′da Maray Han’ın kızı Ane Hatun için yaptırılmıştır. Sivri kemerlerle bağlanan dört sütuna oturan kubbeyle örtülüdür.

MAHMUD PAŞA TÜRBESİ : 23 Temmuz Ortaokulu’nun bahçesindedir. Mimarisiyle Ane Hatun Türbesi’ni andırmaktadır. Türbe’de XVIII. yy Doğu Bayezid mutasarrıflarından Abdülfettah Efendi ve Mahmud Paşa gömülüdür. 1794′te yaptırıldığı sanılmaktadır.

TAŞHAN (RÜSTEM PAŞA) KERVANSARAYI : Feyziye Mahallesi’ndedir. 1544-1561 arasında Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamlarından Rüstem Paşa yaptırmıştır. Ana avlu çevresine yerleştirilmiş bölümlerden oluşan, iki katlı, döneminin önemli yapılarmdandır. Dikdörtgen planlı orta avluyu, ayaklara oturan tonozlarla örtülü hücreler çevrelemektedir. Alt katta doğu ve batıya açılan sivri kemerli ve tonozlu iki kapı ve 32 hücre bulunmaktadır. Üst kat koridorunun yanlarında, basık tonozlu dükkânlar vardır.

Kentte ayrıca XVIII. yy’dan Gümrük Ham, Cennetzade Hanı ve XIX. yy’dan Kanburoglu Hanı bulunmaktadır.

BOYAHANE HAMAMI: Boyahane Camisi’ne bitişiktir. Yazıtından 1566/1567′ de Hacı Emin Paşa’nın yaptırdığı anlaşılmaktadır. Tarihsel önemi olan yapı oldukça yıkıkken, onarılmıştır. Klasik Osmanlı hamamları plamndadır; ancak soyunma bölümü yoktur.

LALA PAŞA HAMAMı : Tebriz Kapısı kesimindedir. XVI. yy’da yapıldığı sanılmaktadır. Haç biçimi eyvanlı hamam türünün değişik bir örneğini oluşturmaktadır. Çöplük Hamamı adıyla da bilinmektedir.

KIRK ÇEŞME HAMAMI: Yapım tarihi bilinmemekte, XVI.-XVII. yy’da yapıldığı sanılmaktadır. Birkaç kez onarıldığından ilk biçimini yitirmiştir. Yalnızca sıcaklık bölümü ilk yapıdandır. Burası ortası kubbeli, haç biçimi düzende dört eyvandan oluşmaktadır. Mimari açıdan önemlidir.

MURAD PAŞA HAMAMI: Murad Paşa Mahallesi’ndedir. XVI. yy’da yapılmış klasik Osmanlı hamamları planında bir yapıdır. Kentin en az onarım görmüş hamamlanndandır.

SARAY HAMAMI : Emir Şeyh Mahallesi’ndedir. Yazıtında 1707/1708′de Derviş Ağa’nın yaptırdığı bildirilmektedir. Birkaç kez onarılan yapının sıcaklık bölümü ilginçtir. Burası, tromplara oturan bir mekânla, kubbeli iki halvet hücresinden oluşmaktadır.

GÜMRÜK HAMAMI : Gümrük Camisi’nin vakfı olduğu söylenen hamamın XVIII. yy’da yapıldığı sanılmaktadır. Haç biçimi eyvanlı klasik Osmanlı hamamları plamndadır. Soğukluk ve ılıklık bölümleri onarılmıştır.

ÇİFTE GÖBEK HAMAMI: Yeğenağa Mahallesi’ndedir. Yapının Bakırcı Camisi’nin vakfı olduğu bildirilmekte, bu nedenle XVIII. yy’a tarihlenmektedir. Birkaç kez onarılmasına karşın, plan yönünden kentin en ilginç hamamıdır.

ŞEYHLER HAMAMI : Şeyhler Mahallesi’ndedir. Şeyhler Camisi’ne vakıf olarak XVIII. yy’da Habib Efendi yaptırmıştır.Klasik plandaki iç düzeni bozulmadan günümüze ulaşmıştır.

TAHTA HAMAMI : Kadana Mahallesi’ndedir. XVIII. yy’da ibrahim Paşa Camisi’ne vakıf olarak yaptırıldığı söylenmektedir. Klasik hamam planından ayrı, düzensiz bir yapısı vardır.

PASTIRMACI (FUADlYE)HAMAMI: Çortan Mahallesi’ndedir. Yapım tarihi bilinmemekte XVI. -XVIII. yy’da yaptırıldığı sanılmaktadır. Kentin büyük ve oldukça iyi korunmuş hamamlarındandır. Sıcaklık, kubbeli bir kare mekân çevresine dizili 8 halvet hücresinden oluşmaktadır. Tümüyle kapalı olan halvet bölümlerinin değişik mimarisiyle, Erzurum’da bu plan türünün tek örneğidir.

Erzurum, çeşmeleriyle de ünlü kentlerdendir. İl merkezinde 50′yi aşkın anıtsal yazıth çeşme bulunmaktadır. Mimarileriyle benzerlik gösteren bu yapılar çoğunlukla yalın bir kemerin oluşturduğu derince bir niş biçimindedir ve genellikle iki lülelidir. En ünlüleri Cennet Çeşmesi (yapım tarihi bilinmiyor), Safiler Çeşmesi (1556), Kale Çeşmesi (1681), Gürcü Kapısı Hacı Mehmed Çeşmesi (1721), İsmail Ağa Çeşmesi (1734), Akpınar Çeşmesi (1745), Yazıcıoğlu Çeşmesi (1748), Çeteci Abdullah Paşa Çeşmeleri (1750-1755), Dörtgüllü Çeşme’dir (1775).

AŞKALE İLÇESİ: Geçmişte doğuyla batı arasındaki ticari ilişkilerde önemli yeri olan merkezlerdendir. Yörede çok yıkık durumda kaleler vardır (Aşkale, Cinis Kalesi, Pırtın Kalesi).

TOPAL ÇAVUŞ CAMİSİ : Topal Çavuş Köyü’ndedir. Yazıtında 1589/1590′da Ali Ağa oğlu Hacı Halil’in yaptırdığı bildirilmektedir. Kare mekânlı, tek kubbeli, yaluı bir yapıdır. Daha sonra son cemaat yeri eklenmiştir. Medrese ve hamamı yıkılmıştır Caminin güneyinde kubbeli bir türbe vardır.

EVRENİ KÜMBETİ: Aşkale’nin 25 km kuzeydoğusundaAltıkonak(Evreni)Köyü’ndedir. Mimarisiyle XIV. yy sonlarına tarihlenmektedir. Erzurum’daki öbür kümbetlerden süslemeleriyle ayrılmaktadır. İki katlı sekizgen gövdeli, yalın bir yapıdır. İçten kubbe, dıştan külahla örtülüdür.

HACI BEKİR HANI : Aşkale’ye 24 km uzaklıkta. Tercan Yolu üstündedir. XIII. yy sonu ya da XIV. yy başında yapıldığı sanılmaktadır. Avlusuz hanlar grubundan, kuzey-güney yönünde uzanan dikdörtgen bir yapıdır. Taçkapı mukarnas süslemelidir. Zaman zaman onarılmasına karşın çok yıkıktır. Geçmişte, doğuyla batı arasındaki ticaret ilişkilerinde önemli bir yeri olan yapılardandır.

HINIS İLÇESİ : Kuruluşuyla ilgili bilgiler kesin değildir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin önemli yerleşim merkezlerindendir.

HINIS KALESİ : Bahçe Mahallesi’nde, kayalara yapılmıştır. Yapım tarihi bilinmemekte, İlhanlılar Dönemi’nde yapıldığı sanılmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde onarılmış ve eklemeler yapılmıştır. Dikdörtgen planlıdır; surlarının 75-80 m yükseklikte olduğu sanılmaktadır. Evliya Çelebi kalede cami, han, hamam ve 1.200 ev bulunduğundan söz etmektedir.Çok yıkıktır. Yörede ayrıca Toprakkale ve Kalecik kaleleri bulunmaktadır.

ULU CAMI: Bahçe Mahallesi’ndedir. Vakıf kayıtlarına göre 1734′te Muş beylerinden Alaeddin Bey yaptırmıştır. Kare mekânı dört sütuna oturan pandantifti bir kubbe örtmektedir. Kubbe dıştan sekizgen piramit külahlıdır. Öbür bölümler içten basık kubbe, dıştan toprak damla örtülüdür. Bordürlü mihrabın içi bitkisel motiflerle bezenmiştir. İki renk taştan minare kare kaideli, silindir gövdelidir. Son cemaat yeri yoktur .Geçmişte caminin yanında medresesi olduğu bilinmektedir.

İSPİR İLÇESİ : Eski bir yerleşme merkezi olan yörede çok sayıda kale kalıntısı bulunmaktadır.

İSPİR KALESİ: İspir llçesi’nin kuzeybatısına, Çoruh Nehri’nin sağ kıyısına yapılmıştır. Yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak Saltuklular, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde onarılmıştır. Kenti çevreleyen dış surlar yıkılmıştır, lçkale’nin surları ve burçları sağlamdır.

KALE MESCİDİ: lçkale’nin güney duvarına bitişiktir. Yapım tarihi bilinmemekte, XIII. yy başlarında yapıldığı sanılmaktadır. Mimarisi, ana mekânı örten piramit biçimi külahı ve mukarnaslarıyla Erzurum Kale Mescidi’ni anımsatmaktadır.

ÇARŞI CAMİSİ (TUĞRUL ŞAH CAMİSİ) : Çarşıiçi’ndedir. 1200-1225 arasında Tuğrul Şah adına Emir Atabey Erdemşah yaptırmıştır. Dikdörtgen planlı, 4 ağaç sütunun taşıdığı toprak damlıdır. Yalın bir niş biçimindeki mihrabı dışa taşkındır. Tunç kapısı ve minberi ilginçtir.

KADI OĞLU MEDRESESİ: Çarşı Camisi yakınındadır. Taçkapı üstündeki yazıtında 1725-1726′da Erzurum Müftüsü Kadızade Mehmed Efendi’nin yaptırdığı bildirilmektedir. Küçük, avlulu bir yapıdır. Basık beşik tonozlu bir eyvandan avluya geçilmektedir. Avlu çevresinde 10 ders odası vardır. Biri kuzeyde, öbürü batıda yer alan iki küçük eyvan ve odalar basık beşik tonozla örtülüdür. Odalar avluya açılan pencerelerden ışık almaktadır. Yapı dıştan toprak örtülüdür.

KARAYAZI İLÇESİ : Türkler’in Anadolu’ya gelişinden sonra kurulan ilçede tarihsel değerde iki kümbet bulunmaktadır.

SÖYLEMEZ BABA KÜMBETİ; Söylemez Bucağı’na bağlı Aşağı Söylemez Köyü’nünmezarlığındadır. Silindirik gövdenin büyük bir bölümü toprağa gömülüdür. Giriş, silmeler ve geometrik motiflerle çevrelenmiştir. Yapının çatısı çöktüğünden örtü biçimi bilinememektedir. XIV-XVI. yy “lar arasında yapıldığı sanılmaktadır.

SÖYLEMEZ ANA KÜMBETİ: Söylemez Baba Kümbeti’nin 100 m doğusundadır. Kesme taştan silindirik gövdeli bir yapıdır. İzlerden kubbeyle örtülü olduğu anlaşılmaktadır. XIV-XVI. yy’lar arasında yapıldığı sanılmaktadır.

OLTU İLÇESİ : Yörede çok sayıda kale kalıntısı bulunmaktadır.

OLTU KALESİ : tlçe merkezinde, Oltu Çayı’nın kıyısında, yalçın bir tepeye yapılmıştır. Yapım tarihiyle ilgili bilgiler kesin değildir. Kimi kaynaklarda lö VII. yy’da yapıldığı bildirilmektedir, tçkale sağlamdır, güneyinde büyük görkemli burcu vardır. Burada kale dizdarının oturduğu yapının ve hamamının kalıntıları bulunmaktadır.

ARSLAN PAŞA CAMİSİ : Kent merkezinde, Oltu Çayı’nın kıyısındadır. Yazıtında 1664-1665′te Arslan Paşa’nın yaptırdığı bildirilmektedir. Düzgün kesme taştan, kare planlı bir yapıdır. Son cemaat yeri 4 taş sütuna oturan 3 küçük kubbeyle örtülüdür. Ana mekânı örten kubbe dıştan piramit biçimi çatıyla kaplıdır. Mukarnas dolgulu mihrap geometrik bordürlüdür. Sivri kemerli taçkapı da geometrik motiflerle çevrelenmiştir.

MISRİ ZİNNUN KÜMBETİ : Arslanpaşa Mahallesi’ndedir. Kapı üstündeki yazıtında 1226-1227′de yaptırıldığı bildirilmektedir. Ancak silindirik gövdeli kümbetlerin bilinen en eski örnekleri XIII. yy ortalarına tarihlendirildiğinden, yazıtın yanlış okunduğu, yapının XIV. yy’a tarihlenebileceği düşünülmektedir.

OLUR İLÇESİ : Yörede Pontus Devleti Dönemi’nde kurulan kent kalıntıları görülebilir.

VANK KALESİ : İlçeye 25 km uzaklıktadır. Ak ve al taştan bir ortaçağ yapısıdır. Üçgen biçiminde üç burcu, iki gözetleme kulesi vardır.

KOTARUS (CİTHARİZON) : tlçe merkezine 25 km uzaklıkta, Vafsar Dağı’nın kuzeydoğusunda kurulmuş bir Pontus kentidir. Büyük kilise birkaç kez onarılmıştır. Kubbeçevresi ve sütunlar dinsel resimler ve simgesel motiflerle süslüdür.

PASİNLER tLÇESİ : İlçenin kuruluşu İskitler Dönemi’ne uzanmaktadır. Selçuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı dönemlerinin önemli merkezlerindendir. Kaleyi, llhanlılar’dan Emir Hacı Toğay’ın oğlu Hasan yaptırdığından ilçe merkezine Hasankale denilmektedir.

HASANKALE (PASİNLER KALESİ): Hasanbaba Dağı’nın eteğinde, ilçenin doğusundaki kayalıklara yapılmıştır. Kimi kaynaklara göre 1336-1339′da Hacı Toğay’ın oğlu Hasan yaptırmıştır. Evliya Çelebi

kalenin Akkoyunlu Uzun Hasan döneminde onarıldığını bildirmekte, yapıyla ilgili ayrıntılı bilgi vermektedir. Kalıntılardan kalenin üç surla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Duvarlar ağaç hatıllarla desteklenmiş düzgün kesme taştandır. Yer yer onarılmış olan lçkale’nin güney ve batı bölümleri sağlamdır.

AVNİK KALESİ : Çobandede Bucağı’na bağlı Güzelhisar (Avnik) Köyü’nün kuzeyindedir. Kalede Urartular’ın yapı izlerine ve sarnıçlara rastlanmıştır. Yapıda Saltuklu ve Selçuklu mimarisi egemendir. Çevrede bulunan yazıtlardan birinde İlhanlılar Dönemi’nde yapılan onarımdan söz edilmektedir. Üç dizi surla çevrili kalenin birinci bölümünden geniş bir alana ulaşılmaktadır. Çevrede ev ve cami kalıntıları vardır, tçkale’de Avnik beylerinin evleri, ambarlar, sarnıçlar bulunmaktaydı. Avnik mezarlığındaki koyun biçimi mezar taşlarının varlığı, kalenin Akkoyunlular Dönemi’nde de önemini koruduğunu göstermektedir.

SİVASLI CAMİSt :Hasankale’nin batı-sındadır. Yazıtında 1388′de Sivaslı İbrahim Efendi’ninyaptırdığıbildirilmektedir.l922′de onarılmıştır. Dikdörtgen planlı, toprak damlıdır. Ağaç minberi ilginçtir.

SÜLEYMAN HAN CAMİSİ : Hasankale’nin içindedir. Kanuni Sultan Süleyman kaleyi onartırken yaptırmıştır. Çok yıkıktır.

ULU CAMİ : 1554′te Sancak Beyi Kasım yaptırmıştır. 1835′te onarılmıştır. Diktörtgen planlı, iki nefli, toprak damlı bir yapıdır. Mihrap nişi bitkisel motiflerle süslüdür. Cami, ilçede Osmanlı Dönemi yazıtını koruyan en eski yapıdır.

FERRUH HATUN KÜMBETİ : Miyadin Köyü mezarlığındadır. Silindirik kaideli, sekizgen gövdeli, sivri kubbelidir. Yazıtında, 1324′te Ali Gazi’nin kızı Ferruh Hatun için yaptırdığı bildirilmektedir. Gövdenin yüzleri yuvarlak sağır kemerlerle süslüdür. Mihrap mukarnas dolguludur.

GÜLPERİ HATUN KÜMBETİ : ilçe merkezine 10 km uzaklıkta, tarlalar içindedir. Çok yıkıktır. Kalıntılardan sekizgen planlı olduğu anlaşılmaktadır. XIV-XV. yy ‘larda yapıldığı sanılmaktadır.

ÇOBANDEDE KÖPRÜSÜ : Bingöl Çayı’yla Hasankale Çayı’nın birleştiği yerde, Araş Nehri üstündedir. Çok bozuk olan yazıt okunamamaktadır. 1297′de İlhanlılar Dönemi’nde Ebu Said Bahadır Han zamanında, Emir Çoban Salduz yaptırmıştır. 1727 ve 1872′de onarılmıştır. 220 m uzunluğunda 7 sivri kemerli, 6 gözlüdür. Yapıda Selçuklu ve İlhanlı üslubu belirgindir. Köprü ayaklarmdaki bordur ve frizler Selçuklu taş süslemeciliğinin özgün örneklerini oluşturmaktadır.

DERVİŞ AĞA KÖPRÜSÜ: Serçeme Çayı’nın üstüne yapılmıştır. Yazıtında 1703/1704′te Derviş Ağa’nın yaptırdığı belirtilmektedir. 33 m uzunluğunda, 10 m yüksekliğinde, düzgün kesme taştan, tek gözlü bir yapıdır.

Çevrede ayrıca Kuzgun Köy Köprüsü, Tortum yolunda Kireçli Köprü ve tarihsel değeri olan Küpeli Köprü bulunmaktadır.

ŞENKAYA İLÇESİ: Yöre Bardız Kalesi ve Bardız Camisi’yle ünlüdür.

BARDIZ (GAZİLER) KALESİ: Bardız Çayı yakınında yüksekçe bir kayaya yapılmıştır. Evliya Çelebi XV. yy’da Akkoyunlu El Melik İzzüddin’in yaptırdığını bildirmekte, kaleyle ilgili ayrıntılı bilgi vermektedir. Kimi kaynaklarsa XII. yy ortalarında Saltuklu Melik İzzeddih zamanında yapıldığını bildirmektedir. Kale burç ve kulelerle güçlendirilmiş iki surdan oluşmaktadır. Dış surlar yıkıktır. İçkale’de yapı kalıntıları vardır.

BARDIZ CAMİSİ : Bardız Kalesi’nin altındadır. Yazıtında, 1748′de Mimar Sertzade Molla Ali’nin yaptığı belirtilmektedir. Kare planlı, tek kubbeli yapılardandır. Ana yapı kesme taştan, minare tuğladandır. Ön yüzdeki konsollar son cemaat yerinin bulunduğunu, sonradan yıkıldığını göstermektedir. Kubbe dıştan sekizgen kasnağa, içten tromplara oturmaktadır. Ön yüzü sivri kemerli bir kapı ve yanlarda iki mukarnaslı niş süslemektedir. Geometrik ve mukarnas süslemeli mihrap dar ve uzun bir niş biçimindedir. Pencere silmelerine kabartma olarak sülüs yazıyla halifelerin adları işlenmiştir.

TORTUM İLÇESİ: Tortum’un kuruluşu 10 654′e değin uzanmaktadır. 1071′de yöreye Tortum Aşireti’nin yerleştiği bilinmektedir. Bağlarbaşı ve Çamlıyamaç köylerinde Erken Hıristiyanlık Dönemi’nden iki kilise kalıntısı vardır.

TORTUM KALESİ : ilçe merkezinden 14 km uzaklıkta, Tortum Kale Köyü’ndedir. Yapım tarihiyle ilgili bilgiler kesin değildir. Geçmişte, İçkale ikinci bir surla çevriliydi. Kuzey yönündeki duvar ve burçlar sağlamdır. Evliya Çelebi kalede 18 ev ve Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı bir cami bulunduğunu yazmaktadır.

Yörede ayrıca Nihah, Kaledibi, Ağca, Azort ve Üngüzel kalelerinin kalıntıları vardır.

Tags: , , , ,



2 Yorum to “erzurumun tarihi turistik yerleri”

  1. senem Says:

    ya çok güzel anlatılmış teşekkürler

  2. lale Says:

    tşk. istediğim her şeyi burda buldum

Yorum Yaz