istanbul hamamları

İstanbul’da Osmanlı yönetimi boyunca pek çok hamam yapılmıştır. Bu yapıların dünya hamam mimarisi içinde ayrı bir yeri vardır. Kentteki Fatih, Bayezid, Süleymaniye gibi büyük selatin külliyelerinin hamamları bulunmaktaydı. Bunun yanında Mahmud Paşa, Murad Paşa vb küçük yapı topluluklarının da hamamları vardı. Bunlar çevrelerindeki yapılara gelir getiren vakıf yapıları olarak düşünülmüştür. Bu tür vakıf yapılarının bağımsız olanları da vardır, Barbaros Hayreddin Paşa’nın Zeyrek’teki Çinili Hamamı, Haseki Hurrem Sultan Hamamı bu türe örnek gösterilebilir. Osmanlı mimarisinin sayıca en zengin yapıları olan hamamlar gelir getirdiği sürece kullanılmış, sonra yıktırılmıştır. Bu yüzden pek çok hamam günümüze ulaşmamıştır. Evliya Çelebi, döneminde, kentte 151 hamam bulunduğunu yazmakta, bunların listesini vermektedir. Ona göre kentin en eski hamamı Fatih’in yaptırdığı Irgat Hamamı’dır. Bunu “Hıristiyan tarzı değiştirilerek İslam adabına uygun bir şekle sokulan” Azablar Hamamı izlemiştir. Sonra Vefa ve Eyüp hamamları yapılmıştır. Çukur Hamam ise bundan sonra yaptırılmıştır. Bu hamamların onarım masrafları Fatih Sultan Mehmed Han vakıflarından karşılanır (Evliya Çelebi, Cilt I, s.229). Çukur Hamam öbürlerinden büyük ve güzeldir. Evliya Çelebi, oturma bölümününün beş bin kişi aldığım, 110 kurnası bulunduğunu yazar, “hepsinden güzel ve aydınlık olan hamamlar, Haydar Paşa, Süleymaniye, Valide ve Küçük Havuzlu Hamamlarıdır,” der (s. 231). 1832′de kente gelen Charles Texier, çifte hamam planındaki Çukur Hamam’ın Bizans yapısı olduğunu yazmaktadır. Ancak yapının plan ve kesiti, Türk Hamamı olduğunu kanıtlamaktadır (Eyice.s. 1214, 1950). Bizans Dönemi yapı kalıntılarından yararlanılarak yapılan tek hamam, Bahçekapı’daki Yıldız Dede Hamamı’dır. Aslında Bizans kilisesi olan yapı, hamama dönüştürülmüştür.
İstanbul hamamları çoğunlukla çifte hamam planındadır, tek hamam çok azdır. Bu yapılar sıcaklık ve halvet hücrelerine göre şöyle sınıflandırılabilir:

—Haç biçimi dört eyvanlı ve köşeleri halvet hücreli tip;
—Yıldız biçimi sıcaklıklı tip;
—Kare sıcaklık çevresine yerleştirilen halvet hücreli tip;
—Çokkubbeli tip;
—Ortası kubbeli enine sıcaklıklı ve çifte haivetlitip;
—Soğukluk, sıcaklık ve halvet bölümleri eş odalar biçiminde tip.
Hamam mimarisinin sanat tarihi açısından en eski ve değerli örneği Mahmutpaşa’daki Mahmud Paşa Hamamı’dır. Çifte Hamam iken yarısı yok olmuştur. Kagir, kubbeli, anıtsal bir yapıdır. Bayezid Külliyesi’nin hamamı da (1501-1505/ 1506) anıtsal örneklerdendir. Sıcaklık, haç biçimi eyvanlı, köşe hücrelidir. Klasik Osmanlı Dönemi’nde değişik planda pek çok hamam yapılmıştır. Bunlar çoğunlukla çifte hamam olup, bezeme ve örtü düzenleri yönünden ilginç yapılardır. Bu dönemde Mimar Sinan’ın yaptığı düşünülen hamamların 16′sı kent merkezinde, 7′si Üsküdar, Galata ve Boğaziçi’ndedir. Saray hamamları bunların dışındadır. Çemberli-taş Hamamı, geniş, yuvarlak, güzel süslemeli yapısıyla önemli çifte hamamlardandır. Sinan’ın yaptığı hamamların en önemli örneklerinden biri Haseki Hurrem Sultan Hamamı’dır (Ayasofya Hamamı). 1556 tarihli hamamda değişik bir plan uygulanmış, bölümler bir eksen üzerine yerleştirilmiştir. Kubbeli soyunma, üç kubbeli soğukluk, yıldız biçimi sıcaklık art arda dizilmiştir. Erkekler bölümünün önü revaklıdır. 1550-1557 arasında bitirilen Süleymaniye Külliyesi’nin hamamı haç biçimi planlıdır. Edirnekapı’daki Mihri-mah Sultan Hamamı da (1565) bu planın özgün örneklerindendir. Mimar Sinan’ın Barbaros Hayreddin Paşa adına yaptığı Çinili Hamam (1546) soyunma yerinin ahşap çatılı olmasıyla öbürlerinden ayrılır. Yapı, çinilerinin güzelliği ve mermer süslemeli şadırvanıyla ünlüdür.
Bunların yanında, dönemin önemli hamamları arasında, Ağa Hamamı (Sa-matya, 1547), Hadım Süleyman Paşa Hamamı (Silivrikapı, 1551), Kılıç Ali Paşa Hamamı (Tophane, 1580) ve Valide Sultan Hamamı (Toptaşı, 1583) sayılabilir.
Mimar Sinan’dan sonra yapılan külliyelerde hamamlara daha az rastlanmaktadır. Bunlar arasında Cerrahpaşa Külliyesi Çifte Hamamı (1598), Sultan Ahmed Külliyesi Hamamı (1609-1617) ve Çinili Külliyesi Çifte Hamamı (1640) anılabilir. XVII. yy hamamlarından günümüze ulaşan en özgün örnek Sirkeci’deki Küçük Hamam’dır.
Sonraki dönemlerde hamam mimarisinin önemini yitirdiği, yapımının azaldığı görülmektedir. Mimari değeri olan örneklerin en önemlisi Yerebatan yakınındaki Cağaloğlu Hamamı’dır. I. Mahmud bu hamamı 1740′ta Ayasofya Kütüphanesi’ne vakıf olarak yaptırmıştır. Barok üsluptaki yapı çifte hamam planındadır. Soğukluk ve sıcaklık bölümlerinin düzenlenişinde klasik Osmanlı hamam mimarisinden uzaklaşılmıştır.
Barok, Ampir, Rokoko üsluplarının ağır bastığı sonraki dönemlerde, mimari ve sanatsal değeri olan hamamlara rastlanmamaktadır.
İstanbul’da saray ve konak hamamları arasında da mimari değeri olanlar vardır. Ancak bunlar bulundukları saray ya da konakla birlikte yitmiştir. H. Glück’ün çizdiği, Yerebatan Sarnıcı üstündeki konağın küçük, ama değerli hamamı bu türdendir. Günümüzde Çamlıca Kız Lisesi olan konağın mermer oymalı ve çinili hamamı da bu türün güzel örneklerindendir. Boğaziçi yalıları arasında Zarif Mustafa Paşa Yalısı Hamamı, süslemeleriyle, özgün bir örnektir.
Saray hamamları da zaman içinde değişmiştir. Topkapı Sarayı’nda Mimar Sinan’ın yaptığı Hünkâr Hamamı onarıhr-ken, zengin süslemesi açığa çıkarılmış, ancak Geç Dönem kalem işleri yok olmuştur. Dolmabahçe Sarayı’nın (1853) Hünkâr Hamamı da döneminin özgün yapıt-larındandır. Mimari özelliği yoktur, ancak süslemesi ilginçtir. Soyunma bölümü duvarları Zonaro’nun, Kayığa Binen Kadınlar tablosuyla kaplıdır. Yıkanma bölümü duvarlanysa, açık sarı renkte alabaster mermerle kaplıdır. Hamam, tunç çerçeveli cam tavanlıdır

Tags: , , , ,



Yorum Yaz