İSTANBULUN SU KEMERLERİ SARNIÇLARI

iSTANBULUN-SU-KEMERLERi

İstanbul’un su gereksinimini karşılamak, antik çağlardan beri bir sorun olmuştur. Kentin ilk kurulduğu dönemlerde bu gereksinim küçük kaynaklar ve sarnıçlarla karşılanıyordu. Ancak, giderek gelişen ve nüfusu artan kentin, su sorununu çözümlemek güç-leşmişti. İlk su yollarını Roma İmparatoru Hadrianus (117-138) yaptırmıştır. İstanbul, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olunca, Hadrianus’un yaptırdığı su yollan da yetersiz kalmıştır. IV. yy’da İmparator Valens, kentin su düzenini yemletmiş, çeşitli eklerle genişletmiştir. Kente Trakya’dan kemerlerle getirilen su, dağıtılmak üzere sarnıçlarda toplanıyordu, tstanbul’a su getiren kemerlerin en yakını Eyüp’teki Mazlum Kemeri‘dir. Osmanlılar’ca da onarılarak kullanılan kemer 104 m uzunluğundaydı. Kesme taştan yapılmış olup, beşi tek katlı, 11 gözden oluşmaktaydı. Atpazarı, Ayasofya, Yenibahçe semtleri, kentte suyun toplandığı üç bölgeydi.
Yeraltı borularıyla Fatih Camisi’nin bulunduğu bölgeye gelen su, Valens Kemeri ile Beyazıt’a ulaşmaktaydı. İmparator Valens’ in 368′de yaptırdığı kemer, düzgün kesme taştandır. Eksik bölümleriyle tüm uzunluğu 971 m’yi bulmaktadır. Suyun toplandığı sarnıçlar, açık ve kapalı olmak üzere iki biçimde idi.
Kapalı sarnıçlar, genellikle dikdörtgen planlıydı. Çok kez üstlerindeki yapının planına uygun bir altyapı oluştururlardı. Fatih, Atpazan’ndaki sarnıç böyle bir örnektir. İki sütun dizisinin yer aldığı orta bölüm ile yanlarda beşik tonoz örtülü dar uzun bölümlerden oluşmaktadır. Ayrıca yapının ön yüzü boyunca dar uzun bir bölüm daha vardır. Sarnıcın bazilikal planı, üst yapının kilise olduğunu göstermektedir. Duvarlarla, sütunlar kemerlerle bağlanmaktadır. Sütun başlıkları İyon düzenindedir. Yalnızca iki başlıkta haç kabartması vardır. Duvarlar sıvalıdır, sıvasız bölümler tuğladır. Sarnıca nasıl inildiğini gösteren bir belirtiye rastlanamamıştır.
Yerebatan Sarayı ve Binbirdirek, kapalı sarnıçlardan günümüze gelen büyük ölçülerdeki iki yapıdır. Binbirdirek, İmparator Konstantinus ile İstanbul’a gelen senatörlerden Philoksenos’un yaptırdığı sarayın sarnıcıdır. Sultan Ahmed Camisi ile Çem-berlitaş arasında Divanyolu’ndadır. 64×57 m boyutunda, tonozları 224 mermer sütun üstüne oturmuştur. Sütun başlıkları yalındır. Sarnıç yol düzeyinde açılmış 10 pencereden ışık almaktaydı. İmparator Justini-anus’un yaptırdığı Yerebatan Sarnıcı (Bazilika) daha büyük boyutludur. 140×70 m öl-çülerindeki yapı 336 sütunludur. Sütun başlıkları İyon ve Korint üslubunun karışımıdır.
Bizans Dönemi’nde kapalı sarnıçlar yanında, dört yanı duvarla çevrili açık sarnıçlar da görülmektedir. Açık sarnıçların en iyi korunmuş olanı, Bakırköy’ün kuzeydoğusunda, Veliefendi Hipodromu yakınındaki “Fil Damı” sarnıcıdır. Günümüzde bostan olarak kullanılan yapının batı duvarı yamaca dayanmaktadır. 127 x 76 m boyutlarındaki sarnıcın duvarları, suyun basıncını karşılamak için nişlere bölünmüştür. Sarnıç duvarları, iç ve dıştan tuğla ile taştan örülmüştür. Aradaki boşluk, iri taşlı harç (Horasan harç) ile doldurulmuştur. Sarnıç kentten uzak olduğu halde çok büyük ölçülerdedir. Bunun nedeni, o dönemde Veliefendi Hipodromu’nda toplanan ordunun su gereksinimini karşılamasıydı.
Daha Bizans Dönemi’nde bu yapılar, bakımsızlık, deprem, Trakya’dan gelen akınlardan zarar görmüş, yıkıntı haline gelmişti.
Bizans su düzeni, İstanbul’un alınmasından sonra Türkler’ce onarılarak kullanılmıştır. Osmanlılar onardıkları Bizans su kemerleri ve sarnıçları yanında,kendi yaptıkları bendler, su kemerleri ile kente su getirmişlerdir. İstanbul’un ana su düzeni, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılmıştır. Halkalı, Kırkçeşme, Bahceköy kentin üç su dağıtım bölgesiydi. En eskisi olan Halkalı Suyu, kentin batı ve kuzeybatısındaki Avas- Köyü, Çıfıtbur-gaz, Davutpaşa kaynak sularından oluşmaktadır. Kente, Mazlum Kemer, Havas Köyü ve Ali Paşa kemerlerinden geçerek gelen su,Bozdoğan (Valens) Kemeri’ne ulaşmaktaydı. Bozdoğan Kemeri Osmanlı Dönemi’nde de onarılarak kullanılmıştır. 41. ve 45. gözlerindeki 1697 tarihli yazıttan II. Mustafa döneminde onarıldığı anlaşılmaktadır.
Kâğıthane ve Alibey Deresi çevresindeki su düzeni Kırkçeşme olarak bilinmektedir. Halkalı Suyu’nun kente yetmemesi,su sıkın-ysmın artması üstüne Mimar Sinan 1554-1564 arasında kimi kemer ve bentler yap-.mıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mağlova Kemeri, Uzun Kemer, Güzelce Kemer ve bir de baş havuz yapılmıştır. Sular, Ayvad Bend, Topuz Bendi, Büyük Bend’de birikmektedir. Paşa Deresi üstündeki, 7 m yükseklikte, 16,5 m uzunluktaki Topuz Bent en küçüğüdür. 1748′de I. Mah-mud döneminde yapılan, Kâğıthane Deresi üstündeki Büyük Bent ise, 65,5 m uzunluk ve 10 m yükseklikle en büyüğüdür. Ayvad Deresi üstündeki Ayvad Bent ise, 1766′da III. Mustafa döneminde yapılmıştır. Uzunluğu 55 m, yüksekliği 12 m’dir.
Bentlerde biriken sular, kemerlerle kente taşınmaktaydı. Ancak, bentlerin kemerlerden çok geç tarihlerde yapılmış olması çelişki yaratmaktadır. Kanuni döneminde bentlerin görevini üstlenebilecek bir su düzeninin olduğu düşünülmektedir. Mimar Sinan yapıtı Mağlova Kemeri, 257 m uzunlukta, 35 m yüksekliktedir. Ortasında iki dizi büyük gözleri olan ayaklar, arada dayanak ayaklan ile güçlendirilmiş, daha küçük açıklıklarla hafifletilmiştir. 1563′teki kasırgadan zarar gören kemeri, Mimar Sinan onarmıştır. Kâğıthane Deresi üstündeki Eğrikemer de Mimar Sinan yapıtıdır. 710 m uzunluğundaki kemer, vadinin en derin yerindedir, üç katlıdır. Ayakları arasında dehlizler vardır. 1536′daki kasırgadan etkilenmişse de onarılmıştır.
Üçüncü bölge, Beyoğlu-Galata semtlerinin gereksinimini karşılayan Bahçeköyü su düzenidir. Bu bölümdeki Valide Bendi, su mimarisinin en güzel örneğidir. 1797′de Mihrişah Valide Sultan’ın yaptırdığı 70 m uzunluğundaki bendin aslında Eyüp’teki bir hayratı beslemesi düşünülmüştü.
Bentler, kemerler, su yollan dışında kentte dağıtımı yapan savaklar (dağıtım yapıları) vardır. Eğrikapı ve Taksim savakları en bilinenlerdir. Savaklar dörtgen planlı, kagir odalardır. Eğrikapı’da da Taksim Savağı’nda da mermer sedir ve su tasıkoymak için yerler vardır. Ayrıca, Taksim Savağı’ nın 18 m genişliğinde, içi bölmeli büyük bir havuzu bulunmaktadır. Osmanlı su düzeni ve yapıları için en iyi kaynaklar tarihsel su yolu haritalarıdır.
1886-1887′den sonra, kent suyu Terkos Gölü’nden sağlanmaya başlanmıştır.

Tags: , , , ,



Yorum Yaz